Kış çok ağırlıklı bir şekilde şiddetini gösteriyordu. Okullar kapanmıştı ve tatildi.
Ahmet ve babası Kazım bey kar tatilini fırsat bilip baba oğul cuma namazına gitmek için erken kalkmışlardı ve hazırlanıyorlardı.
Bu esnada evin hanımı olan Ayşe Hanım, eşine ve biricik oğluna seslend:
- İsterseniz namazı mahallemizdeki cami yerine Eyüp Camii’nde kılın, dedi.
Kazım Bey:
- Evet hanım, zaten benimde Ahmet’e sözüm vardı. Çok iyi olur, dedi.
Kazım Bey ve Ahmet abdest aldılar. Ahmet evden çıkarken annesini öptü ve ona
- Hayırlı Cumarlar anneciğim, dedi
Baba oğul beraber Eyüp Camii’ne gittiler. Ahmet, camide babasının yanına oturdu. Etrafına şöyle baktı. Camide kendisinden başka çocuklarda vardı. Tam bu sırada mahalleden arkadaşı Vedat’ı gördü. Uzaktan birbirlerine selam verdiler.
Bu arada Eyüp Camii’nin müezzini içli bir ezan okudu. Çok duygulandılar. Cumanın ilk sünneti kılındıktan sonra imam mimbere çıktı ve tatlı bir dille cuma konuşmasına başladı. Hutbenin konusu Peygamberimizin örnek hayatı ve O’nun hadisleriydi.
Allah’ın rızasına ulaşmanın ve cenneti kazanmanın yolunun Kuran’ı Kerim’e ve Efendimiz’e uymaktan geçtiğinde bahsediyordu.
O’nun yaptıklarını yapmak, söylediklerine uymak, hal ve hareketlerini taklit etmek bizi kurtuluşa erdirir, diyordu.
Hutbenin sonunda da Peygamber Efendimiz’in hayatından örnekler vererek konuşmasını tamamladı. Bütün bu anlatılanlar Enes’i düşündürdü. Namaz kılındı. Dualar yapıldı. Ahmet ve babası camiiden çıktıklarında avluda kendilerini bekleyen Vedat’la karşılaştılar. Beraber mahalleye yürüdüler.
İki arkadaş yolda kısa bir sohbete daldılar.
Ahmet:
- Hocanın dedikleri çok dikkatimi çekti. Peygamberimiz’in hayatını okudum, ama hadislerini çok fazla bilmiyorum. Sanırım bu konuda kitaplar okumalıyım. Evet, evet. Annem ve babamdan da yardım isteyeceğim, dedi.
Vedat:
- Bende hadisleri fazla bilmiyorum. Benimde öğrenmem lazım, dedi. İki arkadaş sohbetlerine devam ederken Kazım bey’in sesi duyuldu.
- Haydi çocuklar, sokağımıza geldi. Sohbetinize arar verin. Vedat, Ahmet ve babasına hayırlı günler dileyerek evine gitti. Anne Ayşe hanım, öğle yemeğini hazırlamıştı. Sofrada Ahmet yolda Vedat’la konuştuklarını anne ve babasınada anlattı.
Kazım Bey, Ahmet’in saçlarını okşadı ve ona:
- Çocuğum, aslında yaşadığın her güzel olayı bir hadis’i şerife bağlayabilirsin. Böylece Efendimiz’in hadislerini birebir yaşamış olursun. Bu şekilde sıradan hareketlerin bile ibadet olur, dedi.
Ahmet, babasının son söylediklerini iyi anlamak için sordu:
- Babacığım, nasıl sıradan hareketlerimiz de ibadet olur ?
Kazım Bey, bu soruyu bekler gibiydi sanki:
- Mesela suyu Peygamberimiz gibi üç yudumda, oturarak içer ve O’nu hatıra getirirsek aynı zamanda bir sünnet işlemiş oluruz. Dolayısıyla sevap kazanmış oluruz. Sıradan bir su içmek bile ibadet olmuş olur.
Ayşe Hanım da Kazım Bey’in sözlerine şunları ekledi.
- Peygamberimiz , ” Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ” buyuruyor. Yarni Allah’ı sevmemiz O’na uymakla. O’nun hadislerini yaşamakla mümkün.. O yüzden bol bol hadis öğrenmeli ve onları uygulamalıyız. Çünkü biz Allah’ımızı çok seviyoruz, O’nun bize örnek olarak gönderdiği Efendimiz’i de çok seviyoruz.
Ahmet gülümseyerek:
- Anneciğim, babacığım ben sizi çok seviyorum, diyerek teşekkür etti.
Çocuklarının ” Biz seni ancak alamlere rahmet olarak gönderdik” hitabına muhatap olan Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v) hadislerini öğrenecek olması aileye tatlı bir heyecana büründürmüştü. Ne de olsa hadisler, Kur’andan sonra Müslümanların en önemli kaynağıydı.
Artık Ahmetlerin evinde her gün hadisler konuşuluyordu.
Not: Hadis-i şerifler, Ramuzü’l-Ehadis’ten alınmıştır.
Hadis Hikayeleri
Dini çocuk masalları, Hadis Hikayeleri, Hadisli Hikayeler, İslami çocuk hikayeleri